Cumartesi, Ekim 28, 2006

F1 İstanbul CezaPark


Formula 1 Petrol Ofisi Grand Prix'inde yaşanan KKTC krizini hatırlıyor musunuz? Hani birincilik ödülünü KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın vermesi nedeniyle başlayan ve Uluslararası Motor Sporları Federasyonu (FIA) tarafından 5 milyon dolar cezaya verilmesiyle sona eren olayı. Kim hatırlamıyor ki, özellikle motor sporseverleri derinden yaralayan, Türkiye’yi dünyada küçük düşüren olayı. Konuyla ilgili geçen hafta ilginç bir gelişme yaşandı. Ancak Fransa’nın Ermeni yasa tasarısı, Başbakan’a yapılan balyoz operasyonu ile o kadar meşguldük ki bu haberi atladık. Sağ olsun internet sitelerinde haber yer aldı da gelişmeleri takip edebildik.

Efelenmenin yararı yokmuş

Türkiye’ye bu gelişmeden sonra ceza verilmesi gündeme gelince herkes efelendi. Vay efendim FIA bir şey yapamazmış, KKTC Türkiye’nin tanıdığı bir ülkeymiş, FIA’nın cezasına itiraz edilecekmiş, temyize gidilecekmiş diye herkes işkembeden salladı durdu. Özellikle bu fikrin sahibi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu esti gürledi. Gazete sayfalarında bu beylik laflarıyla yer buldu. Gelin görün ki gerçekte FIA’nın karşısında el pençe divan duruldu, “Yarışları İstanbul’dan almayın da biz sizin kestiğiniz cezayı paşa paşa öderiz” dendi. Türkiye 5 milyon dolarlık cezayla bence de çok ama çok ucuz kurtuldu.

Ceza kardeş payı yapıldı

Bu haftaki gelişmeye göre yarışın organizatörü Motor Sporları Organizyon AŞ MSO ve Türkiye Otomobil Federasyonu’na (TOSFED) verilen cezayla ilgili olarak daha önce itirazda bulunan MSO, cezanın 2,5 milyon dolarlık bölümünü ödeyeceğini FIA'ya bildirdi. Barcelona'da toplanan Dünya Motor Sporları Konseyi de, MSO'nun 2.5 milyon doları ödeme talebini kabul etti ve geri kalan 2.5 milyon doları TOSFED'in ödeyeceğini açıkladı. Ne oldu, hadi şimdi de efelensenize bakalım, biz ödemeyiz bu parayı, haksızlık, falan diye bağırsanıza. Büyük lokma ye büyük konuşma demiş atalarımız.

Ceza 30 günde ödenecek

FIA’nın kararına göre 5 milyon dolarlık ceza 30 gün içinde ödenecek. Yazık, zaten dünyanın en az seyirci toplayan, organizasyon şirketine çok fazla para kazandırmayan bu iş için bir de 2.5 milyon dolar ceza ödenecek. Bu yıl boşa gitti kazanılan paralar. Herkes zararda, ülkenin itibarı, federasyon, organizasyon şirketi. Bakalım böyle uluslararası etkinliklerin üstesinden gelmeyi ne zaman başaracağız. İyi yönetim, iyi planlama, kurallara bağlı kalma bizim için zor konular. Ama benzer işi Moto GP’de Süleyman Memnun ve ekibi gayet iyi başardı. Geçen yıl yapılan Moto GP yarışına 40 binin üzerinde seyirci çekmeyi başardılar.

PO’nun ne günahı var?

Bir de köşemizin gereği bu işe marka tarafından bakarsak Petrol Ofisi’nin durumunu da değerlendirmek gerekiyor. İstanbul’daki yarışa ismini veren PO bu olumsuz, negatif tartışmanın arasında kaldı, bu konu ile ilgili haberlerin fotoğraflarında ve televizyon görüntülerinde logosuyla resimdeki yerini aldı. PO CEO’su Jan Nahum’un yerinde olmak istemezdim doğrusu. Sen çuvalla para verip F1’e ismini ver, markanı motor sporları ve performans etkinliklerine iyi sponsorluk örnekleri ver, ancak adın ve marka sürekli bu keyifsiz ve tatsız polemik içinde görünsün. F1’e sponsorluk kararını alan bir yönetici için büyük şansızlık.

1 yorum:

abdullah altaş dedi ki...

evet çok ilginç bir olaydı hiç kimsenin aklına gelirmiydi talat abimizin o ödülü vermesi, ama iyi düşünülmüş bir reklam olarak görüyorum... malesef o reklam bize pahalıya patladı... bu gün kendimi bu yazıyı okuyuncadaha milliyetci türkcü hissettim... birkez daha böyle bir olay yaşansa tekrar talat abimizin vermesini isterim... bizi tanımayanı biz hiç tanımayız...